İçeriğe geç

Halikarnas Balıkçısı neden dendi ?

Halikarnas Balıkçısı Neden Dendi? Balıkla Alakalı mı? Gerçekten Mi?

Bir gün arkadaşlarla buluşmuşuz, Bodrum’a gitmek için bir araya gelmişiz. Tabii ki bu tür planlar her zaman “harika” başlar ve “ne yapıyoruz?” diye devam eder. O sırada biri, “Ya Halikarnas Balıkçısı diye biri var ya, onun hakkında bir şeyler duydum!” dedi. Tabii, içimden, “Evet evet, o çok ünlü balıkçı!” diye geçirdim, ama bir yandan da düşünmeye başladım: “Halikarnas Balıkçısı, ne kadar balıkla ilişkili olabilir ki?” Sonra döndüm, arkadaşlarıma bakıp “O gerçekten balık mı satıyordu? Yoksa bir metafor mu var burada?” diye sordum. Neyse ki, kimse soruma takılmadı, ben de iç sesimi susturup mevzuyu başka bir yere taşımaya çalıştım.

Halikarnas Balıkçısı Kimdir?

Öncelikle bu “Halikarnas Balıkçısı” meselesini netleştirelim. Halikarnas Balıkçısı, yani Cevat Şakir Kabaağaçlı, Türkiye’nin önemli yazarlarından biridir. Halikarnas, bildiğiniz gibi Bodrum’un eski adı, yani şehirdeki bağlar, her şey aslında bir şekilde Bodrum’a çıkar. Yani, adını duyduğumuz bu “balıkçı” aslında Bodrum’un tarihine de “balıkçı” sıfatıyla değil, derinlemesine bir yazar olarak kazınmıştır. Ama balıkla ne alakası var? İşte burada biraz kafa karıştırıcı bir şeyler devreye giriyor.

Bir Yazar mı, Balıkçı mı?

Bunları düşünürken, birden aklıma geldi: Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın bu takma adı nereden geliyor? Çünkü adam balıkçılıkla hiçbir ilgisi yok. Hadi balıkçı değil, ama Bodrum’a yakın deniz kenarında yaşarken belki de her gün balık tutmaya gitti, ne bileyim? Bir gün gerçekten bir deniz kenarında balık tutarken, birileri görüp “Aman Tanrım! Bu balıkçı Cevat Şakir!” diye haykırmış olabilir mi?

Hayır. İşin aslı, Halikarnas Balıkçısı diye anılmasının nedeni, aslında yazdığı eserlerin, içsel yolculuklarının ve Bodrum’a olan düşkünlüğünün bir birleşimi. Yani, adam balık tutmadı, ama “Halikarnas” ismini sevdikçe sevdikçe, bir balıkçı metaforu doğdu. Yazar, Bodrum’un havasını içselleştirdiği kadar, denizle olan ilişkisini de edebiyatına yansıttı. Sonuçta, Halikarnas Balıkçısı neden dendi? Çünkü denizle olan bağını, bir balıkçının hayatına benzetti. Ama gerçek bir balıkçı değil. Şimdi de bu kadar ciddi bir konuya espri katmak biraz garip olacak, ama arkadaşlarımın sürekli “Halikarnas Balıkçısı” demesi, beni hep güldürüyor. Hani bazen “Balık tutmaya gitse ne olur?” diye düşünüyorum, ama kimse bu soruyu sormuyor tabii.

Bodrum’a Adanmış Bir Yaşam

Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum’a taşındığında, o bölgenin ne kadar kıymetli olduğunu fark etmiş. Hani bazen İzmir’de yürürken, “Aman, şuradaki kafe ne kadar şirin” diye düşünürsünüz ya, o kadar. Bodrum’daki denizin masumluğuyla, o çok özel atmosferle bir şekilde harmanlanmış bir hayat sürdürmüş. Bu yüzden Halikarnas Balıkçısı ifadesi, sadece bir “denizle ilişkili bir yazar” ifadesinden daha fazlasını içeriyor. Aslında o, Bodrum’u yazılarına nakşetmiş, şehri kalemiyle ölümsüzleştirmiş biri.

Ama bir de şöyle bir şey var, ben de bazen bakıyorum bu tür işler yazarları nasıl etkiliyor diye… Yani, Halikarnas Balıkçısı, bir anlamda Bodrum’un deniz kenarındaki felsefesini yazıya döken ve bu yazılarda bir balıkçı gibi yerleşen bir figür. Bazen kendi hayatımda da aynı şeyi düşünüyorum: “İzmir’de yaşamaktan, bir şehir kültüründen bir şeyler öğrenmek, bir bakıma onunla özdeşleşmek gibi bir şey mi?” diye. Ama tabii ki ben Halikarnas Balıkçısı değilim, ama belki bir gün takma adım İzmir’in Sosyal Medya Bağımlısı olur. Ya da “İzmir Balıkçısı” çünkü en sevdiğim yemek balık.

İçsel Bir Balıkçı Arayışı mı?

Hadi itiraf edeyim, bazen balıkçı olmak çok da kötü bir şey gibi gelmiyor. Sanki bütün derdini, stresini, hayatın karmaşasını denizde bırakıp gitmek mümkünmüş gibi… Gerçekten, denizin ortasında olsaydım, belki de her gün “Halikarnas Balıkçısı” gibi düşünüp, hiç derdim olmasa ne kadar da güzel olurdu. Ama sonra “Bir dakika, acaba o kadar da huzurlu bir hayat mı?” diye kendi kendime soru sormaya başlıyorum. Çünkü hayatın içine balık tutarak giren biri olsaydım, belki de bu kadar özgür hissedemezdim, kim bilir?

Tabii, balıkçı olmak demek, denizin getirdiği sakinlik ve huzur demek değil. Aynı zamanda denizin ortasında kaybolmak, dalgalara karşı koymak ve sonrasında teknenin etrafında yüzlerce balıkla mücadele etmek demek. Yani, işin içinde biraz da mücadele var. Ama Cevat Şakir Kabaağaçlı bu “balıkçı” kimliğini içsel bir metafor olarak kullanmış. Yazar, bir bakıma hayatını, deniz gibi sonsuz bir yolculuk olarak görmüş.

Sonuçta: Halikarnas Balıkçısı Neden Dendi?

Öyle ya da böyle, Halikarnas Balıkçısı, bir balıkçı olmasa da, Bodrum’un denizine, havasına ve hayatına adanmış bir figürdür. Bu nedenle “Halikarnas Balıkçısı” ifadesi, sadece bir lakap değil, aynı zamanda Bodrum’a, denize ve özgürlüğe adanmış bir yaşam tarzını simgeliyor. Bu takma adın ne kadar gerçekçi olduğu ya da ne kadar doğru olduğu tartışılabilir. Ama işin komik tarafı şu: Bunu araştırırken, başkalarına takılmaya karar verdim. Kimseye “Ya, bu adam balık tutuyor mu?” diye sormadım. Çünkü o balıkçı ruhu gerçekten işin içinde bir metafor.

Sonuçta, “Halikarnas Balıkçısı” dendiğinde, hepimizin kafasında bir adam var. Bir yazar, bir düşünür, belki de içindeki balıkçıya yenik düşmüş bir insan. Ama bu balıkçı sadece denizle özdeşleşmiş, bir şekilde hayatın derinliklerine inmiş biri. Yani demem o ki, bizler de içimizdeki balıkçıları bulmalı, bazen denize düşmeli, bazen de hayatla mücadele etmeli. Ama asla, gerçek bir balıkçı olmak zorunda değiliz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
hiltonbet girişTürkçe Forum